ATATÜRKÇÜLER VE ATATÜRKÇÜLÜKTEN GEÇİNENLER.


    
Atatürkçü olmak ile Atatürkçü geçinmek aynı şey değildir.
Atatürkçülük; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncesini, hedefini ve gayesini bilmek, bu doğrultuda kararlılıkla yürümektir. Slogan atmak, resim asmak ya da adını anmak Atatürkçülük değildir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Sıkışınca Milli Mücadele’den, Atatürk’ten bahsedip alkış alarak ilerlenmez” sözü dikkat çekicidir. Ancak ironik olan şudur ki; kendisi ve partisi, her sıkıştığında Atatürk’ü ve Milli Mücadele’yi istismar etmekten geri durmamıştır.
Atatürk, “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeterlidir.” demiştir. Atatürk’ün fikirlerini ve ideallerini anlamayanların “Atatürkçüyüz” demesi, laftan ibarettir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedefleri açıktır. Misak-ı Millî, milli bağımsızlık ve Türk milletinin geleceği… Buna rağmen günümüzde Atatürkçüyüz diyenlerin, Misak-ı Millî adına tek bir adım atmadığı, hatta bu yönde adım atmak isteyenlere engel olmaya çalıştığı görülmektedir. Bu konularda suskun kalmış, ancak İzmir’in Yunanistan’a bağlanmasını açıkça dillendirebilmişlerdir.
Dahası; İzmir’de Yunan milli dansı sirtakiyi, Yunan bayrağının renkleri olan mavi-beyaz kıyafetlerle oynamış, Anadolu’yu işgal eden Yunan Kralı Agamemnon’un adını bir limana vermişlerdir. Türk düşmanı Makarios’un heykelini İstanbul Beylikdüzü’ne dikenler de yine bu zihniyet olmuştur.
Atatürk’ün vefatından sonra naaşı 15 yıl boyunca Etnoğrafya Müzesi’nde bekletilmiş, Anıtkabir yapılamamış, Atatürk çok sevdiği Türk toprağına defnedilememiştir. Yetmemiş, Atatürk’ün resmi Türk parasının üzerinden kaldırılarak adeta unutturulmak istenmiştir. Bütün bunları yapanların bugün Atatürkçülük edebiyatı yapması, büyük bir çelişkidir.
Atatürk’ün sözünü, hedefini ve gayesini Kızılelma bilen; bu uğurda can veren, bedel ödeyen ve ödemeye hazır bir nesil yetişmiştir ve yetişmektedir. Bu nesil, Türkçü–Turancı bir şuurla hareket eden Ülkücü nesildir.
Ülkücü Hareketin Lideri Devlet Bahçeli’nin şu sözleri, Atatürkçülüğün özünü açıkça ortaya koymaktadır:
“Gazi Mustafa Kemal’in ‘en büyük eserim’ diyerek övdüğü Türkiye Cumhuriyeti’ne samimiyet ve sadakatle sahip çıkmak, muhtemel risk ve tehditler karşısında uyanık ve dikkatli olmak her millet evladının görevidir.”
İşte Atatürkçülük budur.
Özgür Özel’in, “Cumhuriyeti yeniden kurup başına Ekrem İmamoğlu’nu getireceğiz” sözü ise ibretliktir. Cumhuriyeti yeniden kurmak demek, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak demektir. Devamındaki ifade ise Atatürk’ü silip yerine başka bir isim koyma niyetidir. Atatürkçülükten geçinmek tam olarak budur.
Sonuç olarak; kendilerini öne çıkarıp Atatürk’ü gölgede bırakmak isteyenler Atatürkçü değildir. Onlar, Atatürkçülükten geçinenlerdir.
Gerçek Atatürkçüler ise söylemleriyle değil; eylemleriyle, duruşlarıyla ve bedel ödemeye hazır oluşlarıyla kendilerini belli eder.
Bunu ayırt etmek için büyük laflara değil, biraz akla ve fikre sahip olmak yeterlidir.